Engellilerin parasına nasıl çöktüler!

Artan tüketimi, daha fazla üretimle karşılamak sanki bizi yönetenlerin en basit görevi değilmiş gibi, bunu refah seviyesi sayıp bundan övünç çıkartan zihniyetin pişkinliğine şaşıp kalıyorum…
Paylaş:
Engellilerin parasına nasıl çöktüler!

Artan tüketimi, daha fazla üretimle karşılamak sanki bizi yönetenlerin en basit görevi değilmiş gibi, bunu refah seviyesi sayıp bundan övünç çıkartan zihniyetin pişkinliğine şaşıp kalıyorum…

***

Yazıma Ferhan Şensoy’un bu sözleriyle başlamak istedim. Çünkü yıllarca ayakta uyutulduk ve uyutulmaya da devam ediyoruz.

Öyle iddialar duydum ki, her bir cümlesinde her bir kelimesinde resmen kanım dondu…

Bu iddiaları araştırmak benim elbette görevim. Fakat en ufak bir doğruluk payının bile nelere kadir olacağını düşünemiyorum.

***

Konumuz: Özel gereksinime ihtiyaç duyan bireyler. Yani daha geniş yaygın bir tabirle engelliler.

Hikâyenin başına dönecek olursak…

1999 yılında dönemin Başbakanı Merhum Bülent EcevitAvrupa Birliği uyum yasalarını yavaş yavaş uygulamaya başlamıştı.

O dönem dünyanın gündeminde ise engelli bireyler vardı.

Engellilerle ilgili proje hazırlayan Bülent Ecevit, Avrupa Birliği’nin kapısını çaldı. Proje kabul gördü ve fon almaya hak kazandı.

Bu fonu ise Dünya Bankası sağlayacaktı.

Fakat süreç öyle çok uzadı ki, Türkiye’ye ancak 2002 yılında fon sağlanabildi.  

Projeye göre; engelli bireyler, yaşlılar ve bakıma muhtaç vatandaşlarımıza maaş bağlanacaktı.

Bu maaş eşitlik kapsamında gelir düzeyi fark etmeksizin bağlanması gerekiyordu.

Yani düşünün ki Sakıp Sabancı’nın engelli oğluna bile buradan yardım yapılması gerekiyor.

Peki öyle mi oldu?

Tabi ki hayır!..

Dünya Bankası’nın bugün Türkiye’de sayısı 13 milyonu bulan engelli vatandaş için sağlamış olduğu fon, tam anlamıyla hedefine ulaşmadı.

Dünya Bankası ve Avrupa Birliği’nin şart olarak sunmadığı kriterleri, hükümetimiz koymaya başladı.

***

Şu anda eğer engelli bir bireyseniz ve devletten kendinize maaş bağlanmasını istiyorsanız belirli kriterlere uymak zorundasınız.

Mesela aylık hane geliriniz asgari ücretin altında olmalı.

Mesela, evinizin durumu ve konumu önemli.

Tam bu noktada yaşanmış 2 hikâye anlatmak istiyorum.

Şiddet gördüğü için engelli çocuğuyla birlikte evini terk eden bir kadın kendine yeni bir hayat kurar. Mudanya’da çatı katında bir ev kiralar. Bu ev öyledir ki; çatısı akar, rutubeti eksik olmaz, eşyaların tamamı ikinci eldir. Engelli bireyin annesi ise temizliğe gider ve para kazanır. Tek isteği çocuğunun bakımı için devletin şefkatli kollarına sığınmaktır. Başvuru yapar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü’nden evine teftişe gelirler. Çatı katındaki evini gezen görevliler, yırtık-pırtık koltuk takımını, çalışmayan buz dolabını, yatacak yatak olmadığını görmez de pencereden dışarı baktığında gördüğü denizin manzarasını rapor eder. Ve sanki alay edercesine “Bu manzarada da güzel kahve keyfi yapılır.” O zamana kadar pencereden bakmayı bile akıl etmeyen engelli annesi “Bizim evden deniz mi görünüyormuş” cümlesini mırıldanır.

Sonuç mu?

Tabi ki maaş bağlanmaz!...

***

İkinci hikaye ise benim yakınlarımın başından geçenler…

Engelli bireyin babası ölür. Zanaatkar babası hayattayken güzel bir geliri olan ailenin, direği yıkıldıktan sonra gelir kapıları kapanmış olur.

Tabii ki babanın emekli maaşı anne ve 2 çocuğa bağlanır ama onunla geçinilmez ki…

Kaymakamlık’a yardım başvurusunda bulunurlar.

Düşün ki engelli bireyin derecesi yüzde 76!..

Kaymakamlıktan gelirler, 3+1 evin fotoğraflarını çekerler.

Daha önce yardıma ihtiyacı olmayan, zaten babanın kazancıyla gayet güzel geçinen ailenin yardıma ihtiyacı olduğu anda devlet de sırt çevirir…

Maaş falan bağlanmaz…

***

İşte ülkemiz böyle.

Her şeye dış görünüşe göre karar veriliyor.

Neyse konuya dönecek olursak Dünya Bankası’nın Türkiye’ye verdiği yıllık fona ne oldu…

Bu fon, kurumlar arasında dağıtılmaya başlandı.

Belediyeler dahil olmak üzere tüm kurumlar bu fonu aldı.

Bir de özel işletmeler almaya başladı bu fonu. Ne karşılığında biliyor musunuz?

Hani yüzde 3 engelli birey çalıştırmak zorunda ya fabrikalar, kurumlar, iş yeri… İşte o yüzde 3 engelli kotasının parası zaten karşılanıyormuş meğerse.

Mesela bin kişinin çalıştığı fabrikada 30 kişinin engelli birey olması gerekiyor ya… İşte o 30 kişinin parası zaten Dünya Bankası tarafından Türkiye’ye gönderilen fondan sağlanıyormuş zaten. Fabrika bu 30 kişiyi çalıştırsa da çalıştırmasa da o parayı alıyor zaten.

***

Gelelim belediyelere…

Hani çok övündükleri o sosyal yardımlar, evde yaşlı bakım hizmetleri, engellilere pozitif ayrımcılık, servisler, falan var ya… Hani bunları ‘sosyal belediyecilik’ adı altında yapıyorlar ya… İşte bunların hepsi bu fondan karşılanıyor.

***

Firmaların reklamlarını yaptıkları sosyal sorumluluk projelerindeki engellilerle ilgili yapılan yardımlar… Her biri ama her biri bu fonla yapılıyor.

***

Neyse daha fazla uzatmayayım.

Rehabilitasyon Merkezlerine…

Biliyorsunuz ki, bundan kısa bir süre öncesine kadar, aşırı derece Rehabilitasyon Merkezleri açıldı.

Peki neden sizce?

Çünkü her şeyi devlet karşılıyordu.

Düşünsenize Rehabilitasyon Merkezlerinde tedavi gören her birey için ayrı ayrı para aldılar ve almaya da devam ediyorlar.

Rehabilitasyon Merkezlerinin sağladığı avantajları düşünün.

Mesela bir engelli annesi hiçbir şekilde yorulmuyor, heyet raporları için tek tek randevuyu Rehabilitasyon Merkezleri alıyordu. Doktorlar belli, heyet belli…

Eğer Rehabilitasyon Merkezleri üzerinden alınmıyorsa raporlar, engelli bireylerin yüzüne bile bakılmıyor. (Birebir yaşadığım için bunu biliyorum.)

Peki neden?

Rehabilitasyon Merkezlerinden gelen her bir engelli birey için ayrı ödenek mi var acaba? (Sadece soruyorum.)

***

Peki bu değirmenin suyu sınırsız mı?

Tabi ki değil…

Türkiye’ye hemen hemen her 4 yılda bir Avrupa Birliği’nden müfettişler geldi. Sessiz sedasız geldiler, denetlediler ve gittiler.

2014 yılında Türkiye’nin puanı düştü. Peki neden?

Avrupa Birliği sayesinde Dünya Bankası’nın sağladığı fonun doğru bir şekilde kullanılmadığını gördükleri için…

İşte ilk kısıtlamayla birlikte musluğun suyu da kısılmaya başlandı.

Bir sonraki denetleme ise 2018’de gerçekleştirildi ve Türkiye’nin puanı bir kez daha düştü.

Asıl dananın kuyruğu ise 2024 yılında kopacak…

Çünkü, 2024 yılında gelecek olan müfettişler Türkiye’nin notunu bir kez daha düşürürse Dünya Bankası tarafından sağlanan fonun tamamen kesilmesi söz konusu.

***

Şimdi tarihlere bakın ve düşünün…

Engelli bireylerin özür derecesi ne zaman düşmeye başladı.

Derece düştükçe verilen yardım parası da düşüyor biliyorsunuz ki…

Eğer böyle giderse… Yani 2024 yılında bu değirmenin suyu kesilirse o zaman ne olacak hiç düşündünüz mü?

****

Son Not!..

Engelli Çocukların Özsavunuculuk Atölyeleri Lansmanı’na gittim.

Mina Otizmle Yaşam Derneği MOYAD, Tohum Otizm Vakfı, Türkiye Down Sendromu Derneği, Engelli Çocuk Hakları Ağı, Türkiye Spina Bifida Derneği, Engelsiz ve Mutlu Yaşam Derneği’nin hazırladığı lansmanda yukarıda saydığım iddiaları dile getirdim.

Otizmli çocukların kendi ayakları üzerinde durabilmesini, daha fazla sektörde iş bulabilmesi için dikkat çekmemizi isteyen MOYAD Kurucu Başkanı Canan Cihan’ın bu iddialardan haberi yokmuş mesela…

Eker Süt’te 12 otizmli bireye iş vererek örnek bir davranış sergilediklerini ifade eden ve her firmaya bunu aşılamaya çalıştıklarını vurgulayan Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Ahmet Aydın Akyol da, engelli bireylere devletin değil kendilerinin para ödediklerini anlattı. Bilgilerimin ve iddialarımın yanlış olduğunu savundu. Zira, her 3 öğrenci için 1 iş eğitim koçu atadıklarını ve bu kişilerin maaşlarını da yine kendilerinin verdiğini söyleyerek, “Aslında sadece bu arkadaşlarımızın maaşları için yardımcı olsalar yeter” dedi.

Davetli olarak orada bulunan Kent Konseyi Başkanı Şevket Orhan da, iddiaların çok ciddi olduğunu bunların belgelendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ve son olarak bir otizmli birey annesi, “Oğlum çalışmak istiyor. İşe giriyor. İşe girdiği gibi devletten aldığı maaş kesiliyor. Ama benim oğlum otizmli. 3 ay sonra girdiği işten sıkılıyor ve bir daha gitmiyor. Ama devlet onu artık bir birey olarak gördüğü için bir daha maaş vermiyor” açıklamasını yaptı herkesin içerisinde…

***

Sevgili okuyucum.

Bu satırları sonuna kadar okuduysan sen karar ver…

Sence bu iddiaların doğru olma ihtimali nedir?

Bununla ilgili belge bulma ihtimalim nedir?

Ama merak etmeyin herkese bu durumdan bahsedip, doğrusunu bulmaya çalışacağım.

Bu iddialar, sıradan birinin değil!.. Engelli federasyonunda yıllarca gönüllü olarak çalışan bir emektarın iddialarıdır… Bu iddiaları doğrulayacak biri elbet bir gün çıkacaktır.

Ben tarihe karşı sorumluluğumu yerine getirdiğim için vicdanım rahat!..

Benzer Haberler:

Yorum

    Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış.

    YORUM YAZIN

Engellilerin parasına nasıl çöktüler!