Tırnak çakısı!

Hani bir laf vardır ya: Sessizliğimiz, tevazumuz asaletimizdendir. Ancak yeri geldiğinde gürlemesini de biliriz!
Paylaş:
Tırnak çakısı!


Hani bir laf vardır ya:

Sessizliğimiz, tevazumuz asaletimizdendir. Ancak yeri geldiğinde gürlemesini de biliriz!

İşte aynen böyle bir durumdayım.

Sessiz kaldıkça, karşımızdakiler kendilerini güçlü zannediyorlar.

Hatta gücün de ötesinde “Alemin kralı benim” deme gafletinde bulunuyorlar.

Ama acı gerçek şu ki:

Sen sadece bir tırnak çakısı olabilirsin… O da belki!

***

 22 aydır Yenişehir’deyim.

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel’in basın sorumlusu olarak görev yapıyorum.

Bu görevin büyük sorumluluğu ve ondan da büyük baskısı var.

Ama beni en zorlayan kısmı, en çok alıştığım şeye veda etmek oldu. “Kendi adıma düşünmek, kendi adıma konuşmak!”

Ben ki; 10 yıllık basın sektöründe yer almış, bunun 5 yılını bir fiil gazetecilik, son 2 yılını ise “idealist” köşe yazarı olarak sürdürmüş bir gazeteci olarak, şu anda yaptığım işi bu süre içerisinde bir kez bile aklından geçirmemiştim. Ama kaderin yönlendirmesiyle bu göreve layık görülmüşüm.

Şimdi yazdığım her kelimenin, bana değil Ercan Özel’e ait olduğu sanılıyor.

Oysa şahsi hesaplarım sadece bana aittir. Ve orada yazdığım her bir kelimenin tek sorumlusu benim…

Birazdan yazacaklarım gibi…

***

Her zaman şu düşüncede oldum; “Ne iş yapıyorsan yap, ama en iyisini yap!”

Bu hayat mottosuyla başladığım işimde 22 ayda nelerle mi karşılaştım?

İhanet!

Evet…

Tek kelimeyle 22 aylık süreci böyle özetleyebilirim.

Ve her türlü ihanete karşı ne yazık ki sessiz kalmak zorunda kaldık.

Tabiri caizse masanın öbür tarafında siyaset bambaşkaymış!..

***

Tabii ki bu ihanetleri anlatacak değilim.

Belki bir gün, sırtındaki bıçakları anlatır Başkanım!

***

Bu satırları belki hiç yazmamalıyım, ama bunu bana yazdıran, yalanlara ve iftiralara karşı sessiz kalamamam oldu.

Yenişehir Belediyesi içerisinde tam bir uyum içinde çalıştığım, her biri alanında profesyonel olan mesai arkadaşlarımın dolaylı olarak da olsa “beceriksizlikle” itham edilmesi…

Ve çok daha önemlisi…

Yenişehir Belediyesi’nin, yani halkın parasını hoyratça harcadığımıza dair mesnetsiz yalanlara cevap verme ihtiyacı duymam oldu.

Çok net bir ifadeyle kendi birimim için şunun garantisini verebilirim ki; Yenişehir Belediyesi’nin tek bir kuruşu bile çöpe gitmemiştir.

Karşılığını almadığımız hiçbir işin ücretini de ödetmedik.

Bu konuda öylesine titiziz ki; bugüne kadar yapmış olduğumuz hatalı işlerin bizden kaynaklı olsun yada olmasın, parasını kendi cebimizden karşıladık.

Çünkü bizim en büyük korkumuz; kul hakkına girmektir…

Eminim, bu durum diğer müdürlükler ve birimler için de aynıdır.

Çünkü, bu hesap, Bağdat’ı görmeden Ercan Özel’den döner!

 

***

Bir zamanlar birileri; yine sosyal medyadan yazmıştı; “Bu arkadaşların mesai saatleri nedir?” şeklinde bir soru sormuştu…

Söyleyeyim…

Benimle birlikte, birimimdeki mesai arkadaşlarımın herhangi bir mesai saati yok.

Çünkü bizde mesai saatinden önce yapılan işin eksiksiz ve zamanında yapılması önemlidir.

(Eşim doğum yaparken dahil, bir yandan çocuğumun heyecanını yaşarken, diğer yandan yapılması gereken işleri yapıyordum.)

Dediğim gibi; mazur görülebilir hatalar olabilir. Ancak yine de günde 7-8 tasarım çıkaran grafikerimiz, 2–3 video çekip montajlayan videografımız ve neredeyse günde 12-13 farklı yazı yazan, aynı zamanda sorumluluğum alanındaki her bir kişiyi yönlendirmekle görevli olan, basın ve Belediye Başkanımız arasında köprü görevi gören ben, hiçbir zaman ek mesai talebinde bulunmadan çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz.

Yeri geldiğinde çıktığımız tatilde bile; işimizi bizden daha iyi kimse yapamaz, diyerek uzaktan çalışmayı sürdürdük.

Buna rağmen, halen daha bize iftira atma gafletinde bulunanlara birazdan yazacağım cevapları vermem, bu emeklere yapılan saygısızlığı affetmememden kaynaklıdır.

***

Önce gelelim şu iftiraya:

Deniliyor ki; yaptığımız imsakiyede iki tane tarih hatası yapmışız. Birincisi Ramazan Bayramı namazını 20 Mart 2025 olarak yazmışız.

Evet…

Bu doğru.

Bu hatayı yaptık.

2026 yerine 2025 yazmak bir hatadır.

Ancak; tolere edilebilecek bir hatadır.

İmsakiyeler baskıdan geldikten ve dağıtıma başlandıktan sonra fark edilmiş (Sizin gibi ramazanın 12’nci gününde fark etmedik yani) bir hatayı düzeltme ihtiyacı duymadım.

Sonuçta; öküzün altında buzağı arayacak kişileri kafamıza takacak değiliz.  

Ardından ikinci iddia geldi.

27 Şubat’ın ardından 28 Şubat yazmamışız da, 20 Şubat yazmışız.

 

E yuh be mübarek!..

Aylardır tatlı tatlı ekmeğini yediğin YESAŞ’a gidip, bir zahmet dağıtılan imsakiyeden alsaydın da baksaydın, 28 Şubat mı yazıyor, 20 Şubat mı?

Dur zahmet etme basılan imsakiyeyi ben koyayım şuraya... 

Ama yok iftira atmak daha kolay…

Paylaşılan imsakiye Gemini adlı YAPAY ZEKA’da değiştirirsin, hem de bize iftira atar, 28 Şubat yok dersin.  


Hem yapılanı değiştirirsin, hem de iftira atarsın... 

Madem yapıyorsun, bari izlerini silseydin, sağ alttaki GEMİNİ işaretini mesela...

Neymiş efendim?

Önce 20 bin adet imsakiyeyi iki hatalı bastırmışız, sonra çöpe atmışız, ardından 20 bin adet imsakiye daha bastırmışız, sonra onu da çöpe attırmışız falan filen!..

“Yalan söylerken insanın hiç mi yüzü kızarmaz” diye düşünüyorum bazen. Ama sonra aklıma “Hamamcı başkan” ifadelerini kullandığın, ardından da bedavaya yıkanıp, kendine kese attırmak için gittiğin hamamı nasıl övdüğün geliyor vazgeçiyorum bu sapık düşünceden.

Yenişehir Belediyesi’nde her şey kurallara ve prosedüre uygun işler.

Birincisi imsakiyenin basılan adeti 5 bin tane!

Evet…

Fazla basmayalım, dağıtılamazsa israf olur diye, sadece 5 bin adet bastırdık.

Bunun için 3 firmadan teklif aldık.

Ve en uygun basan firmaya da imsakiyeleri yaptırdık.

Ama tabi siz bunları bilmezsiniz.

Nasıl bileceksiniz ki, ömrünüzün büyük çoğunluğunu size istediğinizi vermeyenlere iftira atmakla geçirdiğiniz için!..

Gazeteciliğin gereği olan; Araştırmak, gerçekleri bulmak, sadece doğrunun peşinden koşmak yerine, “iddia” kelimesinin arkasına sığınıp, dedikodu ürettiğiniz, “iddia” dediğiniz hiçbir şeyin aslında doğruyu yansıtmadığını bildiğiniz halde “Çamur at, izi kalsın” mantığıyla hareket ettiğiniz için…

Tek amacınızın Ercan Özel’e karşı halkı kin ve nefrete sürüklemek olduğu için…

Bunları bilmezsiniz.

Şimdi ben de merak ediyorum;

Yarın çıkıp da, “İddiaya göre; X şahıs aslında, İ..e dir” desem ve; “Eeyyy X Şahıs… Eğer İ..e değilsen bunu kanıtla o zaman” desem ve hatta bununla ilgili de; aslında olmayan bir fotoğrafla da iddiamı desteklesem. Acaba o X Şahıs, ne yapar?

İ…e olmadığını nasıl ispatlar?

Ortalıkta “Ben i…e değilim” diyerek mi gezer?

Hadi ispatladı diyelim…

Çocukları, torunları yarın soy adını taşıdıkları X Şahıs’ın internete girdiğinde İ…e olduğu haberlerle karşılaştığında ne düşünürler!

Kim söyleyecek?

Gazetecilik bu kadar sorumsuzca yapılacak bir meslek midir?

***

Gelelim sözde gazetecilik oyununa!

Ben dünyanın hiçbir yerinde, bir gazetecinin kendine gelen mesajı veya ihbarı olduğu gibi yayınladığını görmedim.

“WhatsApp İhbar Hattımıza gelen ihbara göre;” diyerek gelen mesajı yayınlamak gazetecilik oluyorsa vay halimize!..

Biz de yıllarca bu işi yaptık.

Biliyorum; bir kere yazmaya başladın mı, ihbarlar akmaya devam eder.

Ama gelen ihbarların çoğu, ihbar edenlerin menfaatine aykırı olduğu için yapılmıştır.

Ben hiçbir zaman bu oyuna düşmedim. Allah kimseyi düşürmesin.

İşin doğrusu, ihbar gelir, iddia araştırılır, karşıt görüş istenir ve alınır, haber o şekilde yazılır.

“İddiaya göre” haber yapıyorsan da bu iddianın sahibinin kim olduğunu yazacaksın ki; yazdıklarının bir dayanağı olsun.

Yoksa dediğim gibi, bol kâseden sallayarak iddia haberi mi yazılır?

Bilmem kaç yüz yıllık gazeteci olduğunu iddia edenlere bunu da ben mi öğreteceğim…

Bu yüzden diyorum ki, senden gazeteci değil, olsa olsa tırnak çakısı olur.

***

Bu güne kadar ne yazdıysa ya yalan çıktı ya da devamı getirilemedi.

Ama ne yazık ki; ufak bir kesim de olsa bu vatandaşa inanıyor…

Çünkü inanmak istiyor, aksini aklına bile getirmek istemiyor, işine gelmiyor, menfaatleri bunu gerektiriyor.  

İşin kötü tarafı ise;

22 aydır, tek bir kelimesini bile dikkate değer görmediğim şahsın iftiralarına yanıt vermek zorunda kalmaktan utanmam oldu.

Benzer Haberler:

Yorum

    Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış.

    YORUM YAZIN

Tırnak çakısı!