Soluduğumuz havadan da vergi alınıyor…
“O yastıktan kafamı kaldırıyorum efendim.
Bakıyorum, güneşe ‘evet’ diyorum doğdu güneşim.
Elimi yüzümü yıkıyorum.
Güzel bir şarkı, güzel bir banyo.
Üstümü başımı giyiniyorum, sağlam bir kahvaltı.
Modumu yakalıyorum. Tabi.
Yani bu gidişat çok kötü bir gidişat efendim.
Ülkenin ekonomisi nanay!..”
***
Bu yazıyı okuduktan sonra hemen YouTube’dan açıp videoyu izleyenlerden misiniz?
Ne güzel anlatmış ülkenin halini değil mi?
Hadi gelin ekonomiye bir de bu kafadan bakalım…
***
Önce havadan nasıl vergi alındığını açıklamak istiyorum.
Tüm insanların barınmak için bir eve ihtiyacı vardır.
Evlerin değeri ise, bulunduğu konum, pencere sayısı, pencerelerin baktığı cephe, kör odanın olup olmaması (Pencerenin var olup olmaması) önünün açık olması, manzarası, ileride cephesinin kapanıp kapanmayacağı gibi bir sürü etkenle belirlenir.
Yani ne kadar çok penceresi varsa o kadar değerli olur.
Ne kadar değerli olursa ödediği vergi de o kadar fazla olur.
Alın size hava vergisi.
Alın size güneş vergisi.
Alın size manzara vergisi.
Alın size konum vergisi.
***
‘Doğdu güneşim’ diyebiliyorsanız sizin eviniz güneş alıyor demektir ve bunun için ekstra vergi alabiliriz demektir.
Elinizi yüzünüzü yıkıyorsunuz. Ardından sıcak bir duş!..
Of lükse bakar mısınız?
Çeşmenizden akan her damlada vergi biniyor su faturanızın üzerine… Üstüne bir de sıcak duş almak için ‘elektrik, doğalgaz veya tüp’ kullanıyorsunuz. Bir de bunlar üzerinden vergi alıyorlar.
Üstünüzü başınızı giyiniyorsunuz ki, aldığınız her kıyafette yüzde 18 devlete KDV ödüyorsunuz.
Ve ardından kahvaltı…
Ne kadar çok yerseniz, o kadar çok vergi ödüyorsunuz. Oh ne ala…
Güzel bir şarkı… Bu şarkıyı açmak için bir telefon, radyo veya herhangi bir iletişim aracına ihtiyacınız var. Hatta şarkıyı dinlerken bile kullandığınız elektrik ve internete vergi ödemeye devam ediyorsunuz.
Bir mod yakalamak bu kadar pahalı olabilir mi?
Evet olur!..
Hadi çıkalım evden bu vergileri ödemek için çalışalım diyorsunuz… Biniyorsunuz aracınıza, marşa bastığınız an hem KDV hem de ÖTV ödüyorsunuz, ham maddesi petrol olan benzinin her bir damlasına.
Diyorsunuz ki, vergi çok fazla. Ben arabamı çalıştırmayayım, toplu taşıma aracı kullanayım… Toplu taşıma aracına verdiğiniz bilet parasında bile vergi var.
İşinize gidiyorsunuz.
Eğer bir iş verenseniz, zaten kazanıyorsunuz demektir. Bu da hem işçinin vergisini ödemek hem dükkan stopaj vergisini, hem de kestiğiniz her fişten vergi ödemek zorunda kaldınız demektir.
Eğer ki çalışansanız; maaşınız daha elinize geçmeden devlete zaten verginizi ödediniz demektir. Bu da az buz bir şey değil. Şu anda maaşınızın 5’te birini devlete direkt vergi olarak veriyorsunuz.
Akşam eve dönerken de tüm bu vergileri ödemeye devam ediyorsunuz.
Soluduğunuz havadan bile vergi alınırken biz neden yaşıyoruz?
“En iyisi intihar etmek” diyerek lüks intihar şekillerinden biri olan sigaraya başlıyorsunuz mesela… Of en büyük soygun orada zaten. Kendi maliyetinin 5 katı fiyatı var. Kendi fiyatının 4 katı vergisi var.
Alkol mü alacaksınız? Altını eritip için daha ucuza gelir!..
***
Eeee ne demiş büyük üstat YouTube fenomeni gencimiz; “Yani bu gidişat çok kötü gidişat efendim. Ülkenin ekonomisi nanay.”
Uyurken bile vergi ödediğiniz bir ülkede yaşarken ekonominin bu kadar kötü olmasının sebebi nedir arkadaşım?
Birilerinin hiçbir zaman doymaması mı?
Birilerinin yiyebileceğinden daha fazla yemesi, oturamayacağından daha fazla evinin olması, yaşayamayacağından daha fazla plan yapması, güç, kuvvet ve daha bir sürü şey mi?
Biz vergilerimizi neden ödüyorduk?
Hizmet almak için!..
Alıyor muyuz?
Hayır!..
Fakat yeri geldiğinde bir doktora, öğretmene, polise, askere veya herhangi bir devlet memuruna “Siz benim vergilerimle buradasınız” demesini biliyorsunuz da, onların ödediği vergileri nereye koyuyorsunuz?
***
Son Not!
Sermiyan Midyat’ın yazıp yönettiği Hükümet Kadın filminde Hate Ana’nın siyaseti öğrenme sırasında şöyle bir ideoloji tanımı yapılır…
“Diyelim ki, iki ineğiniz var. Sosyalist yönetim şeklinde hükümet, ineklerden birini başkasına vermek için senden alır. Komünizmde hükümet her iki ineği de senden alır ve sana süt verir. Faşizmde ise her iki ineğini de alır ve sana süt satar.”
Şimdi söyler misiniz?
Biz hangi ideolojideyiz!..





Yorum