Yatırımlar, yanlış yere yapılıyor...

Artık sorumluları konuşmanın vakti geldi... Şimdi soralım!.. Depremin bu kadar yıkıcı olmasında sorumlu kim? Her zaman uyardığımız noktadan soralım hatta!... Herhangi bir afet durumunda kaçış noktamız nerede?
Paylaş:
Yatırımlar, yanlış yere yapılıyor...

Türkiye'yi derinden sarsan Kahramanmaraş depreminin ardından bir hafta geçti...

7 günlük yas bitti...

17 Ağustos 1999 Marmara depreminde 17 bini geçkin can kaybı kayıtlara düşmüştü. Bugün, güney doğu depreminde can kaybı 30 bini geçti.

Halen daha enkazların altından mucize bekliyoruz. Umudumuzu kaybetmeden bekliyoruz hem de...

Milli birlik içerisinde hareket ettik. Etmeye de devam edeceğiz.

Ancak artık sorumluları konuşmanın vakti geldi...

Şimdi soralım!..

Depremin bu kadar yıkıcı olmasında sorumlu kim?

Her zaman uyardığımız noktadan soralım hatta!...

Herhangi bir afet durumunda kaçış noktamız nerede?

Gördük ki bunların hiçbiri düşünülmemiş...

Baştan söyleyelim; deprem kaçınılmaz bir gerçeğimiz. Depremin olmasını kesinlikle engelleyemeyiz. Dünyamız oluşum halinde, dünyamız hareket halinde, dünyamız sürekli enerjiyi biriktiriyor ve biriken enerji mutlaka bir şekilde dışarı çıkmak zorunda.

Asıl mesele buna ne kadar hazırlıklı olduğumuzda...

***

Bizim kaçış planımız nedir, artık bunu konuşmamız lazım.

Depremin etkisini gösterdiği 10 ile de bakın... Hangi birinin kaçış planı vardı? Hangisi şehri boşaltabildi. Şehri boşaltmayı geçtik evleri bile boşaltamadılar.

Bu konuda daha önce defalarca görüştüğüm İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Ülkü Küçükkayalar; "Depremin yıkamayacağı bina yoktur. Depreme dirençli binalar vardır. Biz depreme dayanıklı bina değil, deprem anında boşaltabileceğimiz binalar yapmalıyız. Hatta şehri de buna göre planlamalıyız" demişti.

Şimdi dönüp bakalım Bursa'ya...

Bir afet veya savaş anında nereden kaçacağız?

Gidebilecek bir yerimiz var mı?

Uludağ ile Marmara denizi arasına kasten sıkıştırılmış bir şehirde normal zamanda bile ambulansa verecek yolumuz yokken, kaos anında kim nereye kaçışacak?

***

Şehrimizin yöneticileri altyapıya yatırım yapmak yerine, daha görünür hizmetlerde bulunmayı tercih ediyorlar.

Mesela 50 metrekarelik alana bir kaydırak 2 salıncak koyarak park yaptıklarını zannediyorlar ki; buraya yapılan parkın maliyeti, duyurmak için verilen ilanlardan daha ucuz...

Asli görevleri; yönettikleri şehirdeki yaşamın sorunsuz ve güvenli bir şekilde sürdürülmesini sağlamak olan belediyeler bunun yerine göz boyamaya devam ediyor.

Mesela; şehri planlarken depremi gözetmeyen belediyeler, yatırımlarını daha çok depremi önceden haber vereceği iddia edilen cihazlara yapmayı tercih ediyorlar. Bu konuya en çok tepkiyi Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Engin Er veriyor.

Diyor ki; "Depremi önceden tahmin etmek belediyelerin işi değil, akademisyenlerin, üniversitelerin işi. Kaldı ki, depremin önceden tahmin edilebilmesi mümkün de değil. 6 şiddetinde değil, 66 şiddetinde bile olsan depremi önceden tahmin edemezsiniz. Ancak, Kuzey Marmara fay hattı üzerinde oluşabilecek bir depremde sadece 10 saniye öncesinden bilinebilir. Bu 10 saniyede ise sadece elektrik ve doğalgazı kesebilirsiniz. Ötesine bir şey yapamazsınız."

İyi ama bu kadar bilimsel bilgi, yatırımlar, harcanan paralar boşa mı gidiyor?

Engin Er bu konuda da şunları söylüyor:

"Belediyeler bu konuyla ilgili sondajlar yapıyorlar. Yapmayın diyoruz ama yapıyorlar. Bu konuya yapılacak yatırımlar yerine asıl yapılması gereken denetlemeyi yapsalar buna gerek kalmayacak. Belediyeler bu cihazların bakımı için her ay belirli bir miktar parayı oraya ayırmak zorunda kalıyor. Bunlar bedavaya harcanan paralar. Aslında bu paralar kamunun, yani sizin benim paralarımız. Israrla yapmamalarını söylüyoruz."

Engin Er'le konuşmamızda ayrıca, Bursa'da olası bir deprem anında şehirdeki yapıların yüzde 40'ının yıkılabileceğine de vurgu yapmıştı...

"Bursa'dan geçen fay hatlarının üstünde 2 metre, 5 metre, 10 metre genişliğinde sokaklar var. Ve bu sokaklarda 5'er, 10'ar katlı binalar söz konusu. Bu dar sokaklar zararı artırır. Bursa'nın özellikle dönüşüme ihtiyacı var. Ancak bu dönüşüm bütüncül olmalı. Binanın yerine bina yapılmamalı."

***

Peki biz hala neyi konuşuyoruz...

Her zaman söyledik...

Özel girişimle kentsel dönüşüm olmaz, rantsal dönüşüm olur. Kentsel dönüşüm mutlaka devlet girişimiyle yapılmalı. Deprem vergileri zaten bu nedenle toplanmıyor mu?

Özel girişimciler, yani müteahhitler de çalışacak tabii ki, ancak yeni planlanan bölgelerden, depreme dirençli ve tüm yönetmelikleri göz önünde bulundurarak kentsel dönüşüm ilan edilmeyen bölgelerde iş yapacak...

Ötesi sadece ve sadece rant dönüşümü olur.


(14.02.2023-Başka Gazete)

Benzer Haberler:

Yorum

    Bu habere henüz hiç yorum yapılmamış.

    YORUM YAZIN

Yatırımlar, yanlış yere yapılıyor...